Fındıkta çiçeklenme kış döneminde başlar; erkek çiçeklerden çıkan polenler rüzgârla dişi çiçeklerin tepeciğine taşınır. Ancak her çeşit kendi kendine yeterli meyve bağlamayabilir. Bu nedenle bahçede ana çeşitle aynı dönemde çiçek açan, uyuşmazlık göstermeyen ve yeterli polen veren tozlayıcı çeşitlerin bulunması verim için temel şarttır.
Fındıkta erkek ve dişi çiçekler nasıldır?
Fındık, aynı bitki üzerinde hem erkek hem dişi çiçek taşıyan bir türdür. Fakat bu çiçekler aynı yerde değildir. Üreticinin dal üzerinde sarkık halde gördüğü uzun yapılar erkek çiçeklerdir; yörede genellikle püs, bazı kaynaklarda kedicik olarak anılır. Dişi çiçek ise tomurcuk içinde bulunur ve dışarıdan çoğunlukla kırmızımsı ince iplikçikler şeklinde görülür. Üretici dilinde bu yapı karanfil olarak bilinir.
Erkek çiçekler polen üretir. Dişi çiçeğin görevi ise uygun poleni kabul ederek meyve oluşumuna giden süreci başlatmaktır. Karanfilde görülen kırmızı iplikçikler poleni tutan kısımdır. Bu kısım canlı ve alıcı olduğunda rüzgârla gelen polen burada tutunur, çimlenir ve daha sonra döllenme süreci devam eder.
Fındığı diğer birçok meyve türünden ayıran önemli özellik, çiçeklenmenin yapraklı dönemde değil, büyük ölçüde kış aylarında gerçekleşmesidir. Bu yüzden üretici, bahçeyi sadece ilkbaharda değil, aralık, ocak, şubat ve mart aylarında da gözlemlemelidir.
Çiçeklenme hangi aylarda görülür?
Karadeniz koşullarında fındıkta çiçeklenme genel olarak kasım ile mart arasına yayılır. Ancak bu aralık yılın sıcaklık gidişine, rakıma, bahçenin denize yakınlığına, çeşide ve bahçenin bakı durumuna göre değişebilir. Sahil kesimde çiçeklenme ve polen saçımı daha erken görülebilirken, yüksek kesimlerde süreç gecikebilir.
Aralık ayında erkek çiçekler dal üzerinde belirginleşmiş olsa da çoğu bahçede polen saçımı henüz başlamamış olabilir. Ocak ayında erkek çiçekler yeşilimsi açık sarı renkte daha kolay fark edilir; ekolojik koşullar uygunsa erkek ve dişi çiçekler aktif hale gelebilir. Şubat ayında erkek çiçekler uzar, sarkar ve sarı polenlerini yaymaya başlar. Dişi çiçeklerde kırmızımsı stigma iplikleri görülür ve bu yapı poleni kabul edecek olgunluğa ulaşır. Mart ayında ise tozlanma süreci genellikle sona yaklaşır; erkek çiçekler kurur, dişi çiçekteki iplikçikler soluklaşır.
Nisan ayında dışarıdan çiçeklenme bitmiş gibi görünse de kışın alınan polenin etkisi bitmiş değildir. Bu dönemde polen tüpü gelişimi devam eder ve döllenme süreci başlar. Haziran ayına doğru embriyo ve iç gelişimi daha belirgin hale gelir. Bu nedenle kış aylarında yaşanan yetersiz tozlanmanın sonucu çoğu zaman ilkbahar sonu ve yaz başında boş meyve, karanfil dökümü veya çotanak zayıflığı olarak fark edilir.
Tozlanma nasıl gerçekleşir?
Fındıkta tozlanma esas olarak rüzgârla olur. Erkek çiçeklerden çıkan polenler çok küçük ve hafif yapıdadır; rüzgârla taşınarak dişi çiçeklerin alıcı yüzeyine ulaşır. Bu nedenle fındıkta arı varlığı, birçok meyve türünde olduğu gibi doğrudan tozlanmanın ana unsuru değildir. Kış döneminde böcek faaliyeti de sınırlıdır.
Yine de fındık poleni arılar için erken dönemde önemli bir polen kaynağı olabilir. Bu durum arıcılık açısından değerlidir; fakat fındıkta meyve tutumunu asıl belirleyen unsur, uygun polenin doğru zamanda karanfile ulaşmasıdır. Yağmur, yoğun sis, çok yüksek nispi nem, aşırı düşük veya aşırı yüksek sıcaklıklar polen taşınmasını ve polenin canlılığını olumsuz etkileyebilir.
Başarılı bir tozlanma için üç şart birlikte düşünülmelidir: Bahçede yeterli miktarda polen üreten tozlayıcı çeşit bulunmalı, bu çeşitlerin polen saçım dönemi ana çeşidin karanfil dönemine denk gelmeli ve tozlayıcılar bahçeye dengeli dağılmış olmalıdır. Sadece bahçenin bir köşesine birkaç tozlayıcı dikmek çoğu zaman yeterli sonuç vermez.
Neden her bahçede tozlayıcı çeşit gerekir?
Fındıkta erkek ve dişi çiçeklerin olgunlaşma zamanları her zaman aynı döneme denk gelmez. Buna dikogami denir. Bazı çeşitlerde dişi çiçekler önce alıcı hale gelir, erkek çiçekler daha sonra polen saçar. Bazılarında ise erkek çiçekler önce polen yayar, dişi çiçekler daha sonra uygun hale gelir. Bu zaman uyumsuzluğu, bahçede tek çeşide dayalı üretimde meyve tutumunu düşürebilir.
Buna ek olarak fındıkta eşeysel uyuşmazlık da önemlidir. Yani polen, dişi çiçeğe ulaşsa bile her çeşit her çeşidi başarıyla dölleyemeyebilir. Bu nedenle tozlayıcı seçiminde sadece “aynı zamanda çiçek açıyor” demek yeterli değildir. Ana çeşitle uyuşan, canlı polen veren, karanfil dönemini yakalayan ve ekonomik açıdan kabul edilebilir meyve özelliklerine sahip çeşitler tercih edilmelidir.
Bilimsel çalışmalarda yabancı tozlanmanın meyve tutumunu artırdığı, boş meyve oranını azaltabildiği bildirilmektedir. Tozlayıcı eksikliği olan bahçelerde karanfil çotanağa dönüşmeyebilir, oluşan çotanakta meyve sayısı düşük kalabilir veya boş fındık oranı artabilir. Üretici bunu çoğu zaman “bahçe çiçek açtı ama ürün az oldu” şeklinde ifade eder.
Bahçede tozlayıcı oranı ve dağılımı nasıl olmalı?
Fındık Araştırma Enstitüsü’nün yetiştiricilik önerilerinde, bahçede tozlayıcı çeşitlere genel olarak 1/10 oranında yer verilmesi tavsiye edilmektedir. Bu, her 10 bitkiden ya da ocaktan yaklaşık birinin uygun tozlayıcı olması anlamına gelir. Ancak asıl önemli nokta, bu tozlayıcıların bahçenin bir yerine yığılmaması, bahçe içine dengeli dağıtılmasıdır.
Yeni bahçe kurulurken tozlayıcılar baştan plana dahil edilmelidir. Ocak sistemiyle dikimde, ana çeşitler arasında dengeli şekilde tozlayıcı bulundurulmalıdır. Çit dikim veya tek gövde gibi sistemlerde de aynı ilke geçerlidir: Tozlayıcı çeşit rüzgârın ve bahçe geometrisinin etkisi dikkate alınarak bahçenin tamamına hizmet edecek şekilde yerleştirilmelidir.
Bilimsel değerlendirmelerde ideal tozlanma için tozlayıcı çeşidin ana çeşide çok uzak olmaması gerektiği, etkili mesafenin en fazla yaklaşık 18-20 metre olması gerektiği belirtilmektedir. Bu nedenle özellikle geniş parsellerde “komşu bahçede farklı çeşit var, bana yeter” düşüncesi risklidir. Komşu bahçedeki çeşit uygun olsa bile mesafe, hâkim rüzgâr yönü, çiçeklenme zamanı ve aradaki engeller sonucu değiştirebilir.
Yeterli güvenlik için bahçede en az iki uygun tozlayıcı çeşide yer verilmesi daha sağlıklı bir yaklaşımdır. Çünkü yıllar arasında hava koşulları değişir; bir çeşidin polen saçımı belirli bir yıl ana çeşitle iyi çakışırken, başka bir yıl zayıf kalabilir. Birden fazla uygun tozlayıcı bu riski azaltır.
Başlıca çeşitler için önerilen tozlayıcı örnekleri
Tozlayıcı seçimi yöreye, rakıma ve bahçedeki ana çeşide göre değerlendirilmelidir. Aşağıdaki örnekler, Fındık Araştırma Enstitüsü’nün bazı standart çeşitler için bildirdiği tozlayıcı önerilerinden derlenmiştir. Yeni tesis edilecek bahçelerde son karar, fidan temininden önce il/ilçe tarım müdürlüğü, Fındık Araştırma Enstitüsü veya yetkin ziraat mühendisiyle birlikte verilmelidir.
| Ana çeşit | Önerilen tozlayıcı örnekleri |
|---|---|
| Tombul | Palaz, Çakıldak, Kalınkara, Sivri, İncekara ve uygun yabani tipler |
| Palaz | Yabani Sivri, Yabani Tombul |
| Çakıldak | Tombul, Yabani Sivri, Palaz, İncekara |
| İncekara | Yabani Palaz |
| Sivri | Palaz, İncekara, Tombul |
| Kalınkara | Çakıldak, Palaz, Sivri |
Bu liste üreticiye genel bir fikir verir; ancak tek başına reçete gibi görülmemelidir. Örneğin yüksek rakımlı bir bahçede geç uyanan ve geç donlardan daha az etkilenen çeşitlere yönelmek gerekebilir. Sahil kesimde iyi çalışan bir kombinasyon, 500 metre ve üzerindeki bir bahçede aynı sonucu vermeyebilir. Ayrıca fidanın doğru çeşit olduğundan emin olmak, tozlayıcı planı kadar önemlidir.
Boş fındık ve düşük meyve tutumunda tozlanmanın payı
Boş fındığın tek nedeni tozlanma değildir; beslenme eksiklikleri, kuraklık, don, hastalık ve zararlılar, bakım hataları ve çeşidin kendi özellikleri de etkili olabilir. Ancak uygun tozlayıcı eksikliği, kendine tozlanma veya ana çeşitle uyuşmayan polen kullanımı boş meyve oranını artırabilen önemli etkenlerdendir.
Tozlanamayan karanfiller ilkbaharda dökülebilir. Döllenme gerçekleşmezse çotanak tutumu zayıf kalabilir veya oluşan meyvede iç gelişimi istenen düzeye ulaşmayabilir. Üretici bahçesinde her yıl bol püs ve karanfil görmesine rağmen ürün alamıyorsa, sadece gübrelemeye veya ilaçlamaya odaklanmamalı; bahçedeki çeşit karışımını, tozlayıcı oranını ve çiçeklenme zamanlarını da kontrol etmelidir.
Bu kontrol için kış aylarında basit bir bahçe gözlemi yapılabilir. Hangi ocaklarda püs bol, hangi ocaklarda karanfil erken veya geç görünüyor, polen saçımı hangi dönemde yoğunlaşıyor, ana çeşidin karanfili o sırada alıcı mı gibi notlar tutulmalıdır. Aynı gözlem birkaç yıl tekrarlandığında bahçenin tozlanma düzeni daha iyi anlaşılır.
Üretici kış aylarında ne yapmalı?
Çiçeklenme döneminde yapılacak en önemli iş, bahçeyi izlemek ve gelecek dikim-bakım kararları için not almaktır. Kış budaması yapılırken tozlayıcı dallar gereksiz yere kesilmemeli, özellikle polen veren sağlıklı dallar korunmalıdır. Budamada amaç, bahçenin havalanmasını ve ışıklanmasını artırmak olmalı; fakat tozlayıcı varlığı zayıflatılmamalıdır.
Yeni bahçe kuracak üretici, ana çeşidi seçerken pazarı, rakımı, don riskini ve toprak koşullarını birlikte değerlendirmelidir. Tozlayıcı seçimi de aynı aşamada yapılmalıdır. Sonradan tozlayıcı eklemek mümkündür; fakat bahçe kurulumunda planlamak daha doğru ve daha az maliyetlidir.
Mevcut bahçede tozlayıcı eksikliği düşünülüyorsa, öncelikle bahçedeki çeşitler teşhis edilmelidir. Ardından uygun yerlere tozlayıcı fidan dikimi veya aşıyla çeşit kazandırma seçenekleri değerlendirilebilir. Bu işlemde rastgele çeşit seçmek yerine yöreye uygun, çiçeklenme zamanı uyumlu ve güvenilir fidan kaynağından temin edilen materyal kullanılmalıdır.
Son olarak, çiçeklenme ve tozlanma verimin sadece bir halkasıdır. Dengeli gübreleme, toprak ve yaprak analizine dayalı besleme, doğru budama, dip sürgünü temizliği, hastalık-zararlı takibi ve don riskine karşı tedbirler de meyve tutumunun korunmasında önemlidir. Ancak iyi bir tozlayıcı planı yoksa diğer bakım işleri yapılsa bile bahçe beklenen ürünü vermeyebilir.

